Hakikatin Beş Basamağı: Kâinat, İnsan, Ruh, Aşk ve Allah
Hakikat Ne? Maddenin gürültüsü ve modern dünyanın sığ tanımları arasında ruhumuzu diri tutacak o kadim sıralamayı yeniden hatırlıyoruz: Kâinattan insana, ruhtan aşka ve nihayetinde Allah’a uzanan beş basamaklı bir varlık yolculuğu...
Allah’ın peygamber aracılığı ile gönderdiği dinlerin sonuncusu İslam’dır ve peygamberi de Hazreti Muhammed’dir. İman, ibadet, ahlâk, hukuk, ekonomi, estetik değerler üzerine bina edilen İslam dininden başka bir din kabul edenler Allah katında kendilerini sorumluluktan kurtaramaz.
İNSANIN DİN İHTİYACI
İslam Allah’ın son dinidir!
İnsan bir din sahibi olmak ihtiyacındadır, bu bir zorunluluktur, dinsizlik ruhu darmadağın eden bir infilaktır. Dinlerin insanlık tarihine bıraktığı değerleri yok saymak ne acı! Geçip giden zaman ve sonsuz değişmeler insanın imtihan basamakları değil mi? Yüzyıllar öncesinin bize armağan olarak getirdiği hayat tecrübelerinin ilk baştan adının İslam olmasının sırrı burada tecelli etmektedir.
Allah katında dinin adı İslam’dır!
Çok olmaz hayatta, bazen birkaç kelimede tecelli eden hakikatle karşılaşır, bunu anlamak, bunun içinde bir renk olmak adına belki de bir ömrü veririz.
BEŞ KAVRAM, TEK HAKİKAT
Yıllar öncesinden şöyle bir paragraf aklımda kalmış; “Kâinatta tek hakikat varsa o insanın kendi varlığıdır. İnsanın hakikati ise ruhtur. Ruh için bir hakikat varsa o aşktır. Aşk için bir hakikat varsa o da Cenabı Hak’tır.”
Aman Allah’ım aman... Kaç yıl oldu bunu böyle aklımda tutmuş, en zor zamanlarda bu hikmetten aldığım ışık ile nice zorlukların üstesinden gelmiştim.
Bunlar neydi?
Kâinat, insan, ruh, aşk ve Allah...
Efendim sıralamaya dikkat buyurun; kâinat, insan, ruh, aşk, Allah.
İnsanın arayıp da bulamadığı sır sakın bu evrelerin tamamı olmasın erenler!
Kâinatın varlığının akıl ve duygu dünyasına yansımasının meydana getirdiği haşyet, insanı kulluk denilen sırra götürüp zincirliyor. İnsana gelince üzerinde oynanan oyunlara bakılırsa işinin hayli zor olduğu anlaşılıyor.
İnsan sûretinde yaratılmak lütuf ama adam olmak hiç de kolay değil. Her zamanın kendi dayattığı imkansızlıklar düşünülecek olursa esaslı bir imtihanla karşılaştığımızı söylemek istiyorum.
Gerçek nedir? Hakikate nasıl ulaşılır? Değer hükmü nasıl gerçekleşir? İnsan olarak kendi varlığımızda bulunan esmanın tecellisi için önce yapmamız gereken işler var.
Gerçek; onu düşünenden bağımsız olarak var olandır.
Hakikat; düşüncenin konusuna uygun olmasıdır, bu durum olay ve zaruret başlığı altında ikiye ayrılır; fizik, metafizik, ahlak başlıkları altında incelenir, zaruret ise zorunluluktan doğar, iki ile ikinin toplamının dört olduğudur.
Değer; gerçek ile hakikatin üzerine bina edilen bir olgudur o da; din, hukuk, ahlak, ekonomi ve estetik gibi alt branşlara ayrılır. Modern dünyanın anlamak istemediği bir anlam alanının tam da içindeyiz, ama gelin görün ki günlük sığ çekişmeler ve siyasi otorite tarafından yapılan din tanımları her şeyi bir çıkmaza sürüklüyor ki içinden çıkabilene aşk olsun!
AŞK İLE YANMAK
Ruh aslında o büyük lütfun en önemli ihsanı. Maddi varlığımızın can suyu olan o sır bizler tarafından geliştirilmeyi bekliyor. Maddenin üzerine abandığı o narin yapı ancak ibadet formatlarıyla diri tutulabiliyor, cihat arzularıyla da kanatlandırılabiliyor.
Madde ve ruh ayrımına hiç mi hiç girmeyelim. Bütünü parçalara ayırmakla varlığın sırlarına nüfuz edilebileceği zannedilmesin.
Aşk’a gelince orada beklemek o ulu Sultan’ın hikmeti için kapısından hiç mi hiç ayrılmamak gerekiyor. Yunus diliyle söyleyecek olursak: “Aşkın gönlüm yağmaladı /Ne olsam gerek şimdiden geri/Bir od bıraktın canıma /Yansam gerek şimdiden geri”
Kaynak:
Ali Büyükçapar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 480
İslam ve İhsan
Hakikat Ne? Maddenin gürültüsü ve modern dünyanın sığ tanımları arasında ruhumuzu diri tutacak o kadim sıralamayı yeniden hatırlıyoruz: Kâinattan insana, ruhtan aşka ve nihayetinde Allah’a uzanan beş basamaklı bir varlık yolculuğu...
Allah’ın peygamber aracılığı ile gönderdiği dinlerin sonuncusu İslam’dır ve peygamberi de Hazreti Muhammed’dir. İman, ibadet, ahlâk, hukuk, ekonomi, estetik değerler üzerine bina edilen İslam dininden başka bir din kabul edenler Allah katında kendilerini sorumluluktan kurtaramaz.
İNSANIN DİN İHTİYACI
İslam Allah’ın son dinidir!
İnsan bir din sahibi olmak ihtiyacındadır, bu bir zorunluluktur, dinsizlik ruhu darmadağın eden bir infilaktır. Dinlerin insanlık tarihine bıraktığı değerleri yok saymak ne acı! Geçip giden zaman ve sonsuz değişmeler insanın imtihan basamakları değil mi? Yüzyıllar öncesinin bize armağan olarak getirdiği hayat tecrübelerinin ilk baştan adının İslam olmasının sırrı burada tecelli etmektedir.
Allah katında dinin adı İslam’dır!
Çok olmaz hayatta, bazen birkaç kelimede tecelli eden hakikatle karşılaşır, bunu anlamak, bunun içinde bir renk olmak adına belki de bir ömrü veririz.
BEŞ KAVRAM, TEK HAKİKAT
Yıllar öncesinden şöyle bir paragraf aklımda kalmış; “Kâinatta tek hakikat varsa o insanın kendi varlığıdır. İnsanın hakikati ise ruhtur. Ruh için bir hakikat varsa o aşktır. Aşk için bir hakikat varsa o da Cenabı Hak’tır.”
Aman Allah’ım aman... Kaç yıl oldu bunu böyle aklımda tutmuş, en zor zamanlarda bu hikmetten aldığım ışık ile nice zorlukların üstesinden gelmiştim.
Bunlar neydi?
Kâinat, insan, ruh, aşk ve Allah...
Efendim sıralamaya dikkat buyurun; kâinat, insan, ruh, aşk, Allah.
İnsanın arayıp da bulamadığı sır sakın bu evrelerin tamamı olmasın erenler!
Kâinatın varlığının akıl ve duygu dünyasına yansımasının meydana getirdiği haşyet, insanı kulluk denilen sırra götürüp zincirliyor. İnsana gelince üzerinde oynanan oyunlara bakılırsa işinin hayli zor olduğu anlaşılıyor.
İnsan sûretinde yaratılmak lütuf ama adam olmak hiç de kolay değil. Her zamanın kendi dayattığı imkansızlıklar düşünülecek olursa esaslı bir imtihanla karşılaştığımızı söylemek istiyorum.
Gerçek nedir? Hakikate nasıl ulaşılır? Değer hükmü nasıl gerçekleşir? İnsan olarak kendi varlığımızda bulunan esmanın tecellisi için önce yapmamız gereken işler var.
Gerçek; onu düşünenden bağımsız olarak var olandır.
Hakikat; düşüncenin konusuna uygun olmasıdır, bu durum olay ve zaruret başlığı altında ikiye ayrılır; fizik, metafizik, ahlak başlıkları altında incelenir, zaruret ise zorunluluktan doğar, iki ile ikinin toplamının dört olduğudur.
Değer; gerçek ile hakikatin üzerine bina edilen bir olgudur o da; din, hukuk, ahlak, ekonomi ve estetik gibi alt branşlara ayrılır. Modern dünyanın anlamak istemediği bir anlam alanının tam da içindeyiz, ama gelin görün ki günlük sığ çekişmeler ve siyasi otorite tarafından yapılan din tanımları her şeyi bir çıkmaza sürüklüyor ki içinden çıkabilene aşk olsun!
AŞK İLE YANMAK
Ruh aslında o büyük lütfun en önemli ihsanı. Maddi varlığımızın can suyu olan o sır bizler tarafından geliştirilmeyi bekliyor. Maddenin üzerine abandığı o narin yapı ancak ibadet formatlarıyla diri tutulabiliyor, cihat arzularıyla da kanatlandırılabiliyor.
Madde ve ruh ayrımına hiç mi hiç girmeyelim. Bütünü parçalara ayırmakla varlığın sırlarına nüfuz edilebileceği zannedilmesin.
Aşk’a gelince orada beklemek o ulu Sultan’ın hikmeti için kapısından hiç mi hiç ayrılmamak gerekiyor. Yunus diliyle söyleyecek olursak: “Aşkın gönlüm yağmaladı /Ne olsam gerek şimdiden geri/Bir od bıraktın canıma /Yansam gerek şimdiden geri”
Kaynak:
Ali Büyükçapar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 480
İslam ve İhsan
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
