Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çocuk Bayramı Değil, Çocukça Bir Dünya Hayali: 23 Nisan
#1
Oku-1 
Çocuk Bayramı Değil, Çocukça Bir Dünya Hayali: 23 Nisan

Bir milletin kaderi, en karanlık zamanında bile, umudun en parlak meşalesini çocukların ellerine teslim edebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu soruya, sadece “evet” demekle kalmadı, bu inancı taçlandıran somut bir armağan verdi: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu, sadece bir “bayram” değil, dünya tarihinde benzeri görülmemiş, derin ve insani bir vizyonun ta kendisidir: Egemenliğin, geleceğin ve neşenin, en saf haliyle, çocuklara emanet edilişinin simgesi.

23 Nisan 1920, Türk milletinin makus talihini değiştirdiği, “Kayıtsız şartsız millet egemenliği” ilkesiyle tarih sahnesine çıktığı gündür. TBMM’nin açılışı, bir milletin ölüm kalım mücadelesi verirken bile, meşruiyetini ve yönetim hakkını, kendi iradesinden aldığının ilanıdır. Bu, sadece askeri bir zaferin değil, aynı zamanda demokratik ve çağdaş bir devletin kuruluş belgesinin imzalandığı andır. Atatürk, bu büyük zaferi, sadece geçmişe bir saygı duruşu olarak değil, geleceğe yapılan en anlamlı yatırım olarak gördü. Ve bu kutlu günü, dünyadaki tek ve en kapsamlı Çocuk Bayramı ilan ederek, egemenliğin gerçek sahibinin, yarının büyükleri olan çocuklar olduğunu tüm dünyaya haykırdı.

Bu bayramın ruhunu anlamak için, onun iki temel sacayağını görmek gerekir:

    Ulusal Egemenlik Ayağı: Milletin İradesi
    Bu bayram, bize şunu hatırlatır: Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa değil, doğrudan milletin kendisine aittir. Meclis, bu iradenin somutlaşmış halidir. 23 Nisan, bu bilinci her yıl tazeleyen, demokrasi kültürünü kökleştiren milli bir andır.

    Çocuk Bayramı Ayağı: Geleceğin İnşası
    Atatürk’ün dehası, bu milli günü, dünya çocuklarına armağan etmekle taçlandı. Bu, sıradan bir jest değildir. Bu, bir liderin, dünya barışına, kardeşliğe ve insanlığın ortak umuduna olan inancının tezahürüdür. Çocuklar, henüz önyargıların, nefretin ve sınırların kirletemediği saf yüreklerdir. Onların ellerinde şekillenecek bir dünya, ancak daha adil, daha güzel ve daha barışçıl olabilir. Her yıl düzenlenen şenliklerde, dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye gelen çocuklar, bu evrensel mesajın canlı temsilcileridir. Farklı diller konuşsalar, farklı kıyafetler giyseler de, yüzlerindeki o içten gülümseme ve oyun oynarken kurdukları saf iletişim, insanlığın ortak dilidir.

Bugün, okullarımız rengârenk balonlarla, sınıflar süslerle donatılır. Stadyumlarda binlerce çocuğun ahenkli hareketleri, şiirler, şarkılar ve coşku dolu gösteriler, ülkenin dört bir yanını bir şenlik alanına çevirir. Ancak bu bayramın özü, sadece bir günlük bir eğlence değildir. Asıl amaç, çocuklara verilen değeri, onların hayal gücünü, yaratıcılığını ve potansiyelini ortaya çıkarma fırsatını herkese göstermektir. Bir günlüğüne devlet kurumlarında makamlara oturan çocuklar, aslında “siz bizim geleceğimizsiniz” sözünün somut bir karşılığını yaşarlar.

Sonuç olarak, 23 Nisan, Türkiye’nin en özgün, en insancıl ve en ileri görüşlü milli bayramıdır. O, hem geçmişte atılmış kahramanlık dolu bir adımın gururunu, hem de geleceğe dair en masum, en umut dolu hayallerin taşıyıcısı olmanın sorumluluğunu bize yükler. Bu bayram, büyüklere şunu hatırlatır: “Çocuklarınızı iyi yetiştirin, onlara güvenin, onlara dünyayı emanet edin.” Çocuklara ise şu mesajı verir: “Bu vatan sizindir. Onu, barışın, bilimin, sevginin ve kardeşliğin hâkim olduğu daha güzel bir yer yapmak sizin elinizdedir.”

23 Nisan, bu yüzden sadece Türkiye’nin değil, tüm dünya çocuklarının, “çocukça” bir dünya hayal etme ve inşa etme bayramıdır. Neşesi hiç eksilmesin, coşkusu hep taze kalsın.

“Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.” – Mustafa Kemal ATATÜRK


Rasit Tunca





Signing of RasitTunca
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Reply


Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)