(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.
1. Genel Bilgiler
İsmin Anlamı ve Kaynağı
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:
Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .
Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .
Yapısı ve İçeriği
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:
Allah’a yalvarış ve niyazlar,
Tevhid inancının özlü ifadeleri,
Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,
Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .
2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:
Rızık ve Bereket
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .
Koruyuculuk ve Kurtuluş
Genel Koruma: Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .
Zor Durumlar: Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .
Şifa ve Sağlık
Hastalıklar: Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .
Ruhsal Sıkıntılar: Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .
Manevi Hazine
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .
3. Okuma Adabı ve Sayıları
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:
Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.
Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.
Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır
Bismillahirrahmanirrahim.
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.
3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,
Gönderen: Serdar - 03-31-2026, 05:12 PM - Forum: Makaleler
- Yanıt Yok
Vird Evrad Varidat Evrad Okumanın Fazileti Kur'an-ı Kerimde Zikir Kavramı
Evrad ne demektir?
Vird kelimesinin çoğulu olan evrâd; Allah’a yaklaşmak için belirli zamanlarda ve belli miktarda yapılan nafile ibadet, dua ve zikri ifade eden bir tasavvuf terimidir. Sözlükte “gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere” gibi manalara gelmektedir.
-Vird ile varidat arasındaki ilişki nedir?
Sûfîler ilâhî feyze mazhar olmayı belli dualara bağlamışlardır. Kişinin vird ve vazifesini fazlalaştırmasıyla Allah’ın o kişi üzerindeki ilahî lutfunun ziyadeleşeceğini ve o kişide manevî vecdin husule geleceğini beyan etmişlerdir. “Allah’ın kuldan istediği şey”e vird, “kulun Allah’tan beklediği şey”e varid adı verilmiştir. Ebû Ali ed-Dekkâk (ö.405/1014)’ın; “Vâridât evrâda göre olur. Zâhirde virdi olmayanın sırrında ve bâtınında varidi bulunmaz.” şeklindeki ifadesiyle evrâdı azalan sûfînin vâridât ve füyûzâtının da azalacağına işaret etmişlerdir. - İlk dönem sûfîleri evrâd ile neyi kastetmişlerdir?
Tasavvufi kaynaklarda yer alan bilgilerden anlaşıldığına göre ilk sûfîler vird kelimesiyle her gün okudukları belli ayetleri kastetmişlerdir. Ayrıca virdi Kur’an okumak,nafile namaz kılmak,belli dualar okumak,tefekkür etmek ve ağlamak anlamında da kullanmışlardır.
-Evrad okumanın en faziletli vakti hangi zaman dilimidir?
Evrâd okumanın en faziletli vakti gündüzün ilk vakitlerinden gün ortasına (dahve-i kübra) kadar olan vakittir.Ancak vaktin geçmesiyle evrâd terk edilemez. Gündüz yapılamayan gece, gece yapılamayan gündüz eda edilir.
-Evrad ve ezkara teveccüh nasıl olmalıdır?
Vird ve zikirde bâtınî teveccüh, kalbî huzur şarttır. Amelin kabulü için hem zâhir hem de bâtın edebine riayet edilmelidir. Gönül dağınık ve bâtın karışık iken meşgul olmak, sadece kapıda bağırmak gibidir. Gaflet, aynanın paslanması ve suretlerin görünmemesine benzer. Önce mahallini hazırlamak sonra tecelliyi beklemek gerekir. Mücerred vird ve intisaba dayanmamalıdır.
-Zikir kavramı Kur'an-ı Kerimde nasıl geçer?
Kur’ân’ın üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri olan zikir, türevleriyle birlikte 256 yerde geçmektedir. En-Nûr esmasının ebced değeri de 256'dır. En-Nûr (c.c.) esmasının manası dalalette olanları irşat eden, yüzleri, yürekleri, kalpleri nurlandırıp aydınlatan demektir. Zikir, perdeleri kaldırarak "Nur" olan Cenab-ı Hak ile irtibat kurmanın en ideal şeklidir. Zikir, Kur’ân’da genellikle lûgat anlamlarına uygun bir şekilde Allah’ı anmak, O’nu daima hatırlayıp hiç unutmamak mânâlarına kullanıldığı gibi, namaz (Ankebût Sûresi, 29/45, Cuma, 62/9) ve Kur’ân (Hicr Sûresi, 15/9) gibi anlamlarda da kullanılmıştır. Üç âyette zikr-i kesir emri vardır. (Al-i İmran Sûresi, 3/41; Ahzap Sûresi, 33/41-42; Cuma Sûresi, 62/10) Bir âyette mü’minlerin ayakta, oturarak ve yanları üzere yatmışken Allah’ı zikrettiği belirtilmektedir. (Al-i İmran Sûresi, 3/191) Bir başka âyette, “Sabah ve akşam Rabbini, içinden yalvararak, ürpererek ve yüksek olmayan, kendinin işitebileceğin bir sesle zikret, gafillerden olma!” (A’raf Sûresi, 7/205) lafızlarıyla anlatılan zikrin, gafletin zıddı olduğu “Unuttuğunda hemen Rabbini an”(Kehf Sûresi, 18/24) âyetiyle teyit edilmektedir. Bir diğer âyette, “Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne evlâtlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın!” (Münafikûn Sûresi, 63/9) diye emredilirken, bir başka âyette ticaret ve alış verişin kendilerini Allah’ın zikrinden alıkoymadığı kişiler rical(yiğit) olarak tavsif edilmektedir. (Nûr Sûresi, 24/37) Bir yandan kalplerin ve gönüllerin ancak zikr-i İlahî ile itminana ulaşabileceği vurgulanırken,(Ra’d Sûresi, 13/28) diğer yandan, Hakk'ın zikrinden yüz çevirenin sıkıntılı bir hayatla imtihan edileceğine(Ta-Ha Sûresi, 20/124) dikkat çekilmektedir.
-Evrad ezkarın önemine dair hadis-i şeriflerden örnek verir misiniz?
Hz. Peygamber (sas), bir hadiste Rabbisini zikredenle etmeyeni diri ile ölüye benzetir. (Tirmizî, “Daavat”, 67) Diğer bazı hadislerde ise, şöyle buyurur: “Size amellerinizin en hayırlısını söyleyeyim mi? Allah’ı zikretmek.”(Tirmizî, “Daavat”, 6) “Bir topluluk oturup Allah’ı zikrederse, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar.” (Müslim, “zikir”, 8) “Cennet bahçelerini gördüğünüz zaman orada yiyiniz, içiniz, yararlanınız.”Efendimiz (sas), “Cennet bahçeleri nedir”? sorusuna: “Zikir meclisleri.”diye cevap vermiştir.” (Tirmizî, “Daavat”, 82)
-Evrad ezkara meyletmemize engel unsurlar nelerdir?
1- Şer’î görevlerdeki kusurlar. 2-Dünyanın geçici zevklerine duyulan ilgi. 3- Kalbi fesat insanlarla düşüp kalkma.
-Çağımız müceddidinin başlıca evradları nelerdir?
“Üstad, geceleri Kur’ân-ı Kerim’den vird edindiği süreleri, Resûl-ı Ekrem’in meşhur münacatı olan el-Cevşenu’l-Kebir’i, Şah-i Geylanî ve Şah-i Nakşîbendî gibi evliyanın büyüklerinin münacat ve hiziblerini, salâvat-ı nuriyeleri, bilhassa Risale-i Nur’un menbaı olan Hizbu’n-Nuriyeyi, âyât-ı Kur’ân’iye’nin lemaatı olan ve bir tefekkür zinciri oluşturan ve Yirmi Dokuzuncu Lem’a’da toplanan hizib ve münacatları okurdu.” (Tarihçe-i Hayat, 168)
-Evrad-u ezkarın fıtratla olan ilişkisini açıklar mısınız?
Fıtrat dini İslâm, geniş anlamıyla, yaratılanların Yaratan karşısında takındıkları tavırdır. Kur’ân bu tavra tesbih, hamd, tekbir ve secde gibi isimler vermektedir. (Ra’d Sûresi, 13/13, İsra Sûresi, 17/44, Nur Sûresi, 24/41) Verilenler, genel kavram olan ibadet ve/veya duanın çeşitleri sayılırlar. Hattâ, İslâm’ın günde beş ayrı vakitte edasını emrettiği namaz ibadetini karşılamak üzere Kur’ân ve Hadis’te kullanılan salât tabirinin sözlük anlamı da duadır. Takdis, secde, tekbir, hamd ve şükür kavramlarında da yaklaşık bu mâna bulunmaktadır. (Cürcani, “Tesbih”md.) Nitekim ibâdet ve dua burcunun zirvesindeki İnsan’ın (sas) ifadesiyle ibadetin de özü duadır. (Tirmizî, “Daavat”, 1)
Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için hangi enerji kaynaklarından faydalanır?
Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için çeşitli enerji kaynaklarından faydalanır. Kullandıkları enerji türü ve bu enerjiyi elde etme yöntemleri, uydunun büyüklüğüne, görev süresine ve yörüngesine göre değişir. İşte başlıca enerji kaynakları: 1. Güneş Enerjisi (En Yaygın Kullanılan)
Günümüzdeki uyduların büyük çoğunluğu, enerji ihtiyacını güneş panelleri (fotovoltaik paneller) aracılığıyla karşılar.
Nasıl çalışır? Uydunun üzerine açılan geniş kanatlar şeklindeki bu paneller, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür.
Avantajı: Çok uzun ömürlüdür (15-20 yıl veya daha fazla).
Dezavantajı: Güneş görmeyen bölgelerde (örneğin Dünya’nın gölgesinde) çalışamaz. Bu nedenle bu uyduların yanlarında mutlaka bir enerji depolama sistemi (batarya) bulunur.
2. Radyoizotop Termoelektrik Jeneratörler (RTG)
Güneş ışığının yeterince güçlü olmadığı derin uzay görevlerinde (Jüpiter, Satürn ötesi) veya yüzeyi tozla kaplı olan Mars gibi gezegenlerde kullanılır.
Nasıl çalışır? Plutonyum-238 gibi radyoaktif malzemelerin bozunması sırasında açığa çıkan ısı, termoelektrik malzemeler sayesinde doğrudan elektriğe çevrilir.
Örnek: Voyager 1 ve 2 (1977’de fırlatıldı, hâlâ çalışıyor), Perseverance Mars aracı, Cassini-Huygens (Satürn) bu sistemi kullanır.
3. Bataryalar (Enerji Depolama)
Uydular, güneş panellerinden elde ettikleri enerjiyi, Dünya’nın gölgesinde kaldıklarında (yörünge periyodunun yaklaşık yarısı) kullanmak üzere şarj edilebilir bataryalarda depolar.
Genellikle Lityum-iyon veya Nikel-Hidrojen bataryalar tercih edilir.
4. Yakıt Hücreleri (Fuel Cells)
Erken dönem uzay araçlarında (Apollo programı, Uzay Mekiği) kullanılmıştır. Hidrojen ve oksijenin kimyasal reaksiyonuyla elektrik üretir. Günümüzde uydularda nadiren kullanılır; daha çok insanlı uzay araçlarında yardımcı güç kaynağı olarak bulunur.
Peki Hareket Enerjisi? (İtici Güç)
Eğer sorunuz “uydular yörüngede nasıl kalır veya konumlarını nasıl korur?” ise, burada enerji kavramı biraz farklıdır:
Uydular, itki sistemi (roket motorları) sayesinde yörünge düzeltmesi yapar.
Bu sistemler için kimyasal itki gazları (hidrazin gibi) veya elektrikli itki sistemleri (iyon motorları) kullanılır.
İyon motorları, güneş panellerinden aldığı elektrikle yakıtı (genellikle ksenon gazı) iyonlaştırarak çok verimli bir itiş sağlar.
Özet
Elektrik Enerjisi: Çoğunlukla Güneş Paneli + Batarya ikilisi.
Derin Uzay (Güneşten uzak):Radyoizotop (RTG) jeneratörleri.
Hareket/Yörünge Kontrolü: Kimyasal veya elektrikli itki sistemleri (yakıtlar).
Günümüzde ticari haberleşme uyduları, GPS uyduları ve Dünya gözlem uydularının neredeyse tamamı, dev güneş panelleri sayesinde kendi enerjisini üretir.
Telefonda Harf Heceleme Nasıl Yapılır? – Adınızı Doğru Şekilde Nasıl İletirsiniz?
Telefonda adınızı, adresinizi veya e-posta adresinizi harf harf söylemek her zaman kolay değildir. Pek çok harf telaffuz açısından birbirine benzer. Bu da sık sık yanlış anlaşılmalara ve harflerin hatalı algılanmasına yol açar. Neyse ki, hem Almanya’da hem de uluslararası görüşmelerde kullanılabilecek bir harf heceleme tablosu var. Böylece bundan sonra her zaman doğru anlaşıldığınızdan emin olabilirsiniz.
Bu konuda şu başlıklara değineceğiz:
Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme
Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)
Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?
Geleceğin Heceleme Tablosu: Neler Değişiyor?
1. Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme
Almanca’da telaffuzu neredeyse aynı olan pek çok harf vardır. Örneğin *d* ile *t*, *b* ile *p* ya da *g* ile *k* sıklıkla karıştırılır. Bu yüzden birçok kişi harfleri “L wie Leopold” (Leopold’daki L gibi) gibi örnek kelimelerle açıklar. Ancak görüşme sırasında aklınıza hemen uygun bir örnek gelmeyebilir. Bu noktada Almanca harf heceleme tablosunu ezbere bilmek veya çıktı alarak telefonun yanında bulundurmak çok işe yarar.
Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):
HarfÖrnek Kelime
A Anton
Ä Ärger
B Berta
C Cäsar
D Dora
E Emil
F Friedrich
G Gustav
H Heinrich
I Ida
J Julius
K Kaufmann
L Ludwig
M Martha
Ü Übermut
N Nordpol
O Otto
Ö Ökonom
P Paula
Q Quelle
R Richard
S Samuel
T Theodor
U Ulrich
V Viktor
W Wilhelm
X Xanthippe
Y Ypsilon
Z Zacharias
VEYA
Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):
A = Anton / B = Berta / C = Cäsar / D = Dora / E = Emil / F = Friedrich / G = Gustav / H = Heinrich / I = Ida / J = Julius / K = Kaufmann / L = Ludwig / M = Martha / N = Nordpol / O = Otto / P = Paula / Q = Quelle / R = Richard / S = Samuel / T = Theodor / U = Ulrich / V = Viktor / W = Wilhelm / X = Xanthippe / Y = Ypsilon / Z = Zacharias / Ä = Ärger / Ö = Ökonom / Ü = Übermut
Bu tabloyu her zaman el altında bulundurmak isterseniz, çıktı alabileceğiniz bir sürümünü indirebilirsiniz.
2. Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)
Uluslararası görüşmeler için de standart bir harf heceleme alfabesi bulunur. Bu alfabe, özellikle havacılık, askeriye ve küresel iletişimde yaygın olarak kullanılır.
Uluslararası Heceleme Tablosu:
HarfKod
A Alfa
B Bravo
C Charlie
D Delta
E Echo
F Foxtrot
G Golf
H Hotel
I India
J Juliett
K Kilo
L Lima
M Mike
N November
O Oscar
P Papa
Q Quebec
R Romeo
S Sierra
T Tango
U Uniform
V Victor
W Whiskey
X X-Ray
Y Yankee
Z Zulu
VEYA
Uluslararası Heceleme Tablosu (ITU/ICAO/NATO):
A = Alfa / B = Bravo / C = Charlie / D = Delta / E = Echo / F = Foxtrot / G = Golf / H = Hotel / I = India / J = Juliett / K = Kilo / L = Lima / M = Mike / N = November / O = Oscar / P = Papa / Q = Quebec / R = Romeo / S = Sierra / T = Tango / U = Uniform / V = Victor / W = Whiskey / X = X-Ray / Y = Yankee / Z = Zulu
Bu tablonun çıktısını alarak uluslararası görüşmelerinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.
3. Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?
Rakamlar Almanca’da bildiğimiz şekilde telaffuz edilir (0 = null, 1 = eins, …). Ancak özel karakterler konusunda işler biraz daha karmaşıklaşabilir. Çünkü birçoğunu günlük hayatta sık kullanmayız. Nokta, virgül, soru işareti gibi temel işaretler çoğumuzun aklındadır. Ama daha az kullanılan karakterler için aşağıdaki tablo size yol gösterecektir:
Mevcut harf heceleme tablosu, telefonda harf söyleme denildiğinde akla gelen ilk sistemlerden biri. Ancak Anton, Berta, Cäsar gibi isimlerle anılan bu sistemin bu yıl içinde değişmesi bekleniyor. Uzmanlar yeni bir versiyon üzerinde çalışıyor. Buna göre, harfler için artık kişi isimleri yerine şehir isimleri kullanılacak.
Bu değişikliğin temel nedeni, mevcut tablonun Almanya’daki kültürel çeşitliliği yeterince yansıtmadığı görüşü. Hangi şehir isimlerinin kullanılacağı henüz netleşmiş değil, ancak ülkenin çeşitliliğini temsil eden şehirlerin tercih edileceği belirtiliyor. Yeni standartla ilgili taslak çalışmaların yılın üçüncü çeyreğinde yayımlanması bekleniyor.
Türk Dil Kurumu (TDK) Resmi Harf Kodlama Tablosu
Resmi harf kodlama tablosu, Türk Dil Kurumu (TDK) ve resmi kurumların haberleşme standartlarında (telefon/telsiz) karmaşayı önlemek için kullanılır.
A'dan Z'ye şehir isimleri veya yaygın kelimelerle harflerin netleştirildiği bu sistemde, özellikle J Jandarma, P Polatlı gibi yaygın kullanılan, standartlaşmış şehir bazlı kodlama tablosu aşağıdadır.
Türkçe Resmi Harf Kodlama Listesi (Şehir Bazlı)
A: Ankara
B: Bursa
C: Ceyhan
Ç: Çanakkale
D: Denizli
E: Edirne
F: Fatsa
G: Giresun
Ğ: Yumuşak G
H: Hatay
I: Isparta
İ: İzmir
J: Jandarma
K: Kars
L: Lüleburgaz
M: Muğla
N: Niğde
O: Ordu
Ö: Ödemiş
P: Polatlı
R: Rize
S: Samsun
Ş: Şanlıurfa
T: Trabzon
U: Uşak
Ü: Ünye
V: Van
Y: Yozgat
Z: Zonguldak
Kullanım Amacı: Bu sistem, telefonda isim, adres veya plaka kodlarken harflerin benzer seslerle (B-P, C-Ç, S-Ş gibi) karıştırılmasını engeller.